Sitemizde tüm Türkiye genelinde günlük güncelli halde, tüm icralik ürünlerin ilanları yayınlanmakdır. İcra Sektörü günümüzde her geçen gün gelişen bir sektör haline gelmektedir. İcralik ürünler demek devletten piasa fitanın yarıya kadar düşen fiatlarla satılan ürünler demektir.. Sizde sitemize üye olup bu ilanları takip edebilir,ayrıca satılan icralik ürünler çok ucuza alma şansına sahip olabilirsiniz...
Bu icralik ürünlerinin takibinde tek iddiamız size güncel ve güvenilir bilgi verme garantisidir.. İlanlarımız tüm Türkiye genelini kapsamaktadır..
Sitemizde günde 150-200 adet yeni ilan girişi yapılmaktadır Ve her türlü menkul ve gayrimenkul ürün icralik olabilmektedir..
Bizi takip edin ve bu ürünleri yarı fiatına devlet garantisi ile alma şansını kaçırmayın ...
Günün 24 saati güncelli halde online hizmet vermekten mutluluk duyuyoruz..
Tel: 0212 494 50 10
: 0538 235 25 25
Cevap:
İslam hukukçularının çoğunluğu borçluların mallarına haciz konup satılmasını caiz görürler. Bu şekilde satılan malı almak da helaldir. Bu hükme varırken en önemli hukukî dayanak, Peygamberimizin Muâz b. Cebel’in iflâsına karar vererek mallarına haciz koyup sattırması ve satıştan elde edilen parayı alacaklılara dağıtmasıdır. (Şevkânî, Neylü’l-Evtâr, c: 5, s: 275-276; ayrıca bkz: Müslim, Müsâkât, 18) Hz. Ömer de Üseyfi’ el-Cühenî adında bir kişinin mallarına haciz koyup sattırmış ve elde edilen paraları alacaklılara dağıttırmıştır. (Serahsi, el-Mebsût, c: 24, s: 164)
Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Ödeme gücü bulunan bir kimsenin borcunu ifa etmeyip geciktirmesi onun cezalandırılmasını ve kınanmasını helâl kılar.” (Buhari, İstikraz, 14)
İbrahim en-Nehai, İbn Sirin, Zeyd b. Ali, Ebu Hanife, İmam Züfer gibi âlimlere göre borçlu hacredilemez ve malı haciz konularak satılamaz. Çünkü haciz, borçlunun mallarının onun rızası olmadan satılması demektir. Mal sahibinin rızası bulunmayan akid ise sahih değildir. Bu âlimlere göre uygulanacak ceza, borçluyu borcunu ödeyinceye kadar hapsetmektir. Ebu Hanife, haciz yoluyla satışın caiz olmadığı yolundaki hükmüne varırken özellikle “Ey iman edenler! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret olması hali müstesna mallarınızı batıl yollarla aranızda yemeyin.” (Nisa, 4/29) mealindeki ayetle “Müslüman kişinin malı ancak gönlünün rızası ile helal olur.” (Darekutni, III, 26) mealindeki hadisi gösterir.
Ancak Ebû Hanîfe, borçlunun malına haciz konulup cebrî icra yoluyla satılmasını kural olarak caiz görmemekle birlikte bazı durumlarda borçlunun malının cebren alınarak alacaklıya verilebileceğini kabul etmiştir. Şöyle ki: Alacağın cinsiyle borçlunun malının cinsi aynı ise, meselâ alacak altın ise borçlunun da altını varsa borçlunun borcu cebren ödetilir. Hatta Ebû Hanîfe, para alacaklıları için istihsânen ikinci bir çözüm şeklini de kabul etmiştir. Buna göre meselâ borçlunun borcu altın ve malı da gümüşse hâkim borçlunun gümüşünü satarak altın alır ve bu altını alacaklıya verir. (Fahrettin Atar, “Haciz”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, c: 14, s: 518-519)
Haczedilen malların satışının caiz olması, onların satın alınmasının da caiz olmasını gerektirir.